ÇEK HUKUKU VE SAHTECİLİK

ÇEK HUKUKU VE SAHTECİLİK

 

Çek, kıymetli evrak niteliğine sahip kambiyo senetlerinden biridir. Çek ile ilgili düzenlemeler genel olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 780. İle 823. Maddeleri arasında yapılmıştır. Aynı zamanda hukukumuzda 5941 sayılı Çek Kanunu bulunmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu’nda genel olarak çeklerin düzenlenmesi ve şekli ile ilgili konularda düzenlemeler yapılmıştır.

Çek kanununun amacı ise çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımları belirlemektir.

Çekte muhatabın yalnızca banka olabilmesi gerekçesiyle Bankacılık Kanunu gibi özel kanunlarda da çekle ilgili düzenlemeler mevcuttur.

Çek, keşideci, lehtar ve muhataptan oluşan üç taraftan ibarettir. Çekte muhatap yalnızca banka olabilir. Çeki düzenleyen kişi, muhataba yani bankaya, belirtilen meblağı senedin yetkili hamiline ödenmesini emreder.

Çekte bazı unsurların bulunması gerekmektedir. Bu unsurlar, Türk Ticaret Kanunu’nun 780. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu unsurlar,

  • Çek sözcüğü (Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçe ’den başka bir dille yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelime)
  • Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale
  • Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanı
  • Ödeme yeri
  • Düzenlenme tarihi ve yeri
  • Düzenleyenin imzası
  • Banka tarafından verilen seri numarası
  • Karekod

Türk Ticaret Kanunu’nun 780. Maddesinde düzenlenen unsurların bulunmaması ise yine aynı kanunun 781. Maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre,

“(1) 780 inci maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında çek sayılmaz.

(2) Çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödenir.

(3) Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin adı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır.

(4) Yabancı banka tarafından bastırılan çeklerde, 780 inci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen banka tarafından verilen seri numarası ve/veya (h) bendinde belirtilen karekodun bulunmaması senedin çek olarak geçerliliğini etkilemez.”

Daha önce de belirttiğimiz gibi Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatap yalnızca bir banka olabilir. Diğer bir kişi üzerine düzenlenen çek yalnız havale hükmündedir.

Türk Ticaret Kanunu’nun karşılık başlıklı 783. Maddesine göre,

“(1) Bir çekin düzenlenmesi için, muhatabın elinde düzenleyenin emrine tahsis edilmiş bir karşılık bulunması ve düzenleyenin bu karşılık üzerinde çek düzenlemek suretiyle tasarruf hakkını haiz olacağına dair muhatapla düzenleyen arasında açık veya zımni bir anlaşma bulunması şarttır. Ancak, bu hükümlere uyulmaması hâlinde senedin çek olarak geçerliliği etkilenmez.

(2) Düzenleyen, muhatap nezdinde çekin ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu takdirde, muhatap, bu tutarı ödemekle yükümlüdür.

(3) Muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde onunu ödemekle yükümlü olduktan başka, hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmin eder.”

Bir diğer kıymetli evrak olan poliçeden farklı olarak çekte, muhatabın kabulü işlemi yoktur. Çekte kabul işlemi yapılması kanunen yasaklanmıştır. Bu durumda çekte, kabul yasağı söz konusu olmaktadır. Aksi halde çek üzerine yazılan bir kabul kaydı yazılmamış sayılmaktadır.

Kimin lehine çekilebileceği ise Türk Ticaret Kanunu’nun 785. Maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre,

“(1) Çek;

  1. a) “Emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişiye,
  2. b) “Emre yazılı değildir” kaydıyla veya buna benzer bir kayıtla belirli bir kişiye,
  3. c) Veya hamile, ödenmek üzere çekilebilir.

(2) Belirli bir kişi lehine “veya hamiline” kelimelerinin veya buna benzer başka bir ibarenin eklenmesiyle düzenlenen çek, hamiline yazılı çek sayılır.

(3) Kimin lehine düzenlendiği gösterilmemiş olan bir çek, hamiline yazılı çek hükmündedir.”

Ayrıca çekte vade yoktur. Çek, görüldüğünde ödenir. Buna aykırı olarak herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Bu durum Türk Ticaret Kanunu’nun 795. Maddesinde, çek görüldüğünde ödenir, buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir şeklinde düzenlenmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bir kararına göre,

“Alacaklı …, şikayet eden keşideci borçlu aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine geçmiştir.
Takip konusu çekin lehdar …”…. emrine ödeyiniz, bedeli teminattır” şerhini taşıyan cirosu ile alacaklıya devredildiği görülmektedir. Şikayetçi vekilinin icra mahkemesine başvurusu ise, alacaklının yetkili hamil olmadığından bahisle takibin iptaline yöneliktir.
TTK’nun 707.maddesinde de açıklandığı üzere, çek görüldüğünde ödenmesi gereken bir ödeme vasıtasıdır. Bu yapısı itibariyle çekte rehin cirosu yapılamaz. Çekin ancak temlik veya tahsil cirosuyla devri mümkündür. TTK’nun 730.maddesinde rehin cirosuna ilişkin aynı Kanun’un 601.maddesine atıfta bulunulmamıştır.
Yukarıda açıklanan cironun tahsil veya temlik cirosu olarak kabulü mümkün olmadığından mahkemenin alacaklının yetkili hamil olmadığından bahisle takibin iptaline kararı yasaya uygun olup, onanması gerekirken Dairemizde bozulduğu anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme istemi kabul edilmelidir.”
(2008/10960 E. 2008/13565 K.)

Çek düzenlenebilmesi için muhatap olan banka ile düzenleyen karşılık üzerinde çek düzenleyerek tasarrufta bulunabilme konusunda bir anlaşmanın da bulunması gerekmektedir. Bu anlaşmaya ise çek anlaşması denilir. Çek anlaşması, Türk Ticaret Kanunu’nda, düzenleyenin bu karşılık üzerinde çek düzenlemek suretiyle tasarruf hakkını haiz olacağına dair muhatapla düzenleyen arasında açık veya zımni bir anlaşma olarak ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere çek anlaşması için Türk Ticaret Kanunu’nda özel bir şekil şartı aranmamıştır. Ancak çek anlaşması için Çek Kanunu’nda özel şekil şartı aranmıştır. Çek Kanununda çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamaz denilerek çek anlaşmasının şekil şartı olarak yazılı şekil şartına bağlanmıştır.

Yukarıda çekte bulunması gereken unsurlara değinmiştik. Bu unsurlardan biri olan karekoda gelirsek, çek alacaklıları, ellerinde bulunan çek ile çek hesabı sahibine ve bu çeki düzenleyenlere ilişkin verilere karekod aracılığıyla erişim sağlayabilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 780. Maddesinin 2. Fıkrasına göre,

“Karekod ile;

  1. a) Çek hesabı sahibinin adı, soyadı veya ticaret unvanı,
  2. b) Çek hesabı sahibinin tacir olması hâlinde, ticaret siciline tescil edilen yetkililerinin adı, soyadı veya ticaret unvanı,
  3. c) Çek hesabı sahibinin, çek hesabı bulunan toplam banka sayısı,
  4. d) Çek hesabı sahibine ait bankalara ibraz edilmemiş çek adedi ve tutarı,
  5. e) Düzenlenerek bankalara teslim edilen çeklerin adedi ve tutarı,
  6. f) Son beş yıl içerisinde ibrazında ödenen çeklerin adedi ve tutarı,
  7. g) İbraz edilen ilk çekin ibraz tarihi,
  8. h) İbraz edilen son çekin ibraz tarihi,

ı) İbrazında ödenen son çekin ibraz tarihi,

  1. i) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören ve halen ödenmemiş çeklerin adedi ve tutarları,
  2. j) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören ve sonradan ödenen çeklerin adedi ve tutarı,
  3. k) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören son çekin ibraz tarihi,
  4. l) Çek hesabı sahibi hakkında çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı, varsa yasaklama kararının tarihi,
  5. m) Her bir çek yaprağı ile ilgili olarak tedbir kaydı olup olmadığı,
  6. n) Çek hesabı sahibi tacirse, iflasına karar verilip verilmediği, iflasına karar verilmişse kararın tarihi,

çek hesabı sahibi ya da cirantanın rızası aranmaksızın üçüncü kişilerin erişimine sunulur.”

Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 812. Maddesinde çekin sahte olması durumu düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre,

“(1) Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun.”

İlgili bu maddeye göre, keşideci ve muhatabın kusuru olmaksızın sahte veya tahrif edilmiş bir çekin ödenmesi halinde ortaya çıkan zarar, bir riziko hali oluşturur ve Türk Ticaret Kanunu’nun 812. maddesinin birinci cümlesinde konulan özel bir hükümle bu rizikoya muhatabın katlanacağı öngörülmektedir.

Bu maddenin düzenleniş amacı, sahte ve tahrif edilmiş bir çekin ödenmesiyle ortaya çıkacak zarara, sahtelik veya tahrifat fiilini bizzat gerçekleştiren fail dışındaki şahıslardan, daha doğru bir ifadeyle keşideci ve muhatap bankadan hangisinin katlanacağı sorusuna cevap verebilmektir.

Kısaca Türk Ticaret Kanunu’nun 812. maddesinin temel amacı, keşidecileri korumak ve onları sahtecilik veya tahrifat failini araştırmaktan kurtarmaktır diyebiliriz.

Aynı zamanda da Türk Ceza Kanunu’nda özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, bazı tür kıymetli evrak olması halinde (emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil), resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 210. Maddesine göre,

“(1) Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(2) Gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur.”

Türk Ceza Kanunu’nda Resmi Belgede Sahtecilik Suçu 204. Maddede düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre,

“Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bir kararına göre,

“Ancak Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen yasal unsurları eksik olan, örneğin somut olayda olduğu gibi keşide yeri gösterilmeyen ya da tümüyle sahte oluşturulmuş bir çek kullanarak işlenen dolandırıcılık suçunun da 5237 sayılı TCK’nin 158/1-f. maddesi kapsamında kabul edilip edilmeyeceği hususu uyuşmazlığın konusunu oluşturmaktadır.
Çekin hile unsuru olarak kullanılmasının daha ağır bir cezayı gerektirmesinin nedeni mağdura bakan yönüdür. Yasal unsurları eksik ya da tümden sahte oluşturulmuş bir çek kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçlarında da bankanın bir maddi varlığı veya böyle bir maddi varlığın bulunduğu algısı hile olarak kullanılmakta, mağdur “çek”e güvendiği için daha kolay aldatılmaktadır. Kaldı ki çekin unsurlarının eksik olması bankanın maddi varlığı olduğu olgusunu da değiştirmemektedir. Bu nedenle iğfal kabiliyetini haiz olması şartıyla çekin tümden sahte olarak oluşturuşmuş olması veya unsurlarının eksik olmasının suçun bu nitelikli halinin oluşumu bakımından bir önemi bulunmamaktadır.
Çekin belgede sahtecilik suçu bakımından resmi belge niteliğinde kabulü ile dolandırıcılık suçunda hile unsuru olarak kullanılması aynı esaslara dayanmamaktadır. Çek esasında özel bir belgedir. Ancak kanun koyucu ticarî hayatta büyük yer tutan ve ciro ile veya buna bile gerek görülmeksizin tedavül eden çekleri ve diğer kambiyo senetlerini daha ciddî bir şekilde korumak istemiş ve bunlarda sahtecilik yapılması hâlinde, resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını kabul etmiştir.”
(2013/833 E. 2014/356 K.)